REKLAMLAR
Emlaktc.Net Türkiyenin Yeni Emlak Portalı..!

Gönderen
Konu: KAYSERİ İNCESU KÖYLERİ | İNCESU GELENEKLERİ | İNCESU'NUN KAYIP TARİHİ  (Okunma sayısı 632 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı seher8880

  • Kahraman Yazar
  • *****
  • İleti: 1256
  • Yer: istanbul
  • Puan: 13
  • Deneyimleri

    Aktiflik

    Deneyim
    Seviye
    • Profili Görüntüle
İNCESU TARİHİ

   İncesu, tarihi binlerce yıl eskiye giden bir yerleşim yeridir. Anadolu’daki bir çok geçiş yolundan biri olarak İç Anadolu’yu Güney Anadolu’ya bağlayan bir yolun Kayseri’den sonraki ilk menzili ve konaklama yeri olduğu gibi yine Güneybatıdan gelen ve Bağdat’a kadar giden tarihi tuz yolunun geçişindeki önemli buluşma noktasını oluşturur. Böylece Nevşehir’den Ürgüp üzerinden Bağdat’a giden yolların, bir taraftan da Konya’dan gelerek Kayseri Malatya üzerinden geçen yolların kesişme noktasındadır. Bu yollar kısa olmakla birlikte sarp kayalıklar arasından geçen bir vadi üzerinde bulunduğu için güvenli değildir. Özellikle Anadolu’da merkezî otoritenin zayıfladığı dönemlerde soygun ve yol kesme olayları için uygun bir ortam oluşturmaktadır. İncesu bu yüzden zaman zaman çok parlak dönemler yaşadığı gibi zaman zaman da tamamen bir köye dönüşmüştür.

Çevrimdışı seher8880

  • Kahraman Yazar
  • *****
  • İleti: 1256
  • Yer: istanbul
  • Puan: 13
  • Deneyimleri

    Aktiflik

    Deneyim
    Seviye
    • Profili Görüntüle
İNCESU ADININ HİKAYESİ | İNCESU YEMEKLERİ | YÖRESEL TİRİT YEMEĞİ
« Yanıtla #1 : Mart 16, 2012, 12:51:05 ÖS »
TİRİT TARİFİ

1 adet haşlanmış tavuk
5 adet yufka
bir miktar dövülmüş ceviz
bir miktar terayağ (eritilmiş)

Tavuğu haşyayıp parçalıyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. Yufkaları sigara böreği şeklinde kesip üçe katlıyoruz. Katladığımız yufkayı haşlamış olduğumuz tavuğun suyuna batırıp çıkartıyoruz ve ıslanan yufkayı tabağımıza alıp önce üstüne Teremyağ sürüp, sonra da ceviz serpiyoruz ve parçaladığımız tavuklardan biraz alıp üstüne koyarak rulo şeklinde sarıyoruz. Bütün yufkaları bu şekilde yaptıktan sonra servis tabağına yerleştiriyoruz.

Çevrimdışı seher8880

  • Kahraman Yazar
  • *****
  • İleti: 1256
  • Yer: istanbul
  • Puan: 13
  • Deneyimleri

    Aktiflik

    Deneyim
    Seviye
    • Profili Görüntüle
KAYSERİ EFSANELERİ | ANADOLU EFSANELERİ | İNCESU KAYIP HİKAYELER
« Yanıtla #2 : Mart 16, 2012, 01:15:04 ÖS »
KAYSERİ EFSANELERİ

   Dağlar, Tabiatın alçaklığa silik düzlüğe karşı bir nevi isyankarlığı bizim sağır ve duygusuz sandığımız taşın toprağın Yaradana ulaşmak için azimli bir yükselişi ve tırmanışıdır.Allah, dağları fesatçı alçak ruhlar çıkmasın diye sarp ve yalçın yaratmış olmalı .Doruğu her mevsimde akpak Erciyesin vakur ve heybetli duruşunda hayat boyunca temiz ve açık bir alın gezdiren yüksek seciyeli insanları görür gibi olurum.Onlar da Erciyes gibi nadir bulunulurlar. Tarih boyunca bütün milletlerde dağların mitolojik olarak değeri neredeyse o milletin varlığıyla paraleldir.ilk çağlarda yanardağlar ya da sürekli karlarla örtülü bulutlarla kaplı Uludağlar Tanrı olarak düşünülüyordu.Yüksek dağların dorukları Tanrıya yakın sayılıyor ve tapınma yeri olarak seçiliyordu. Nitekim Erciyesin de böyle bir işlevi olmuştur.Hitit metinlerinde adı geçen bir çok Dağ tanrısı vardır.Hititlerin egemenlik alanı içinde bulunan Kayseri’de Argaios’a (Erciyes) tapınılmış olması çok doğaldır.NitakimGerek Erciyesin doruğuna çıkan yolda Tekirbent, gerekse Hisarcık köyünde bulunan yazıttan Argaios’un Hitit hiyeroglifindeki adının ‘beyaz Dağ’anlamına gelen harharas olduğu anlaşılmaktadır.Adıyla ilgili bir konuşma yapıldığından bu konuya değinmeyeceğim Elbetteki Bütün Yüce Dağlar gibi Erciyes adı da Efsanelerle bezenmiş olmalı Burada Efsanalarle ilgili sınırlı çalışmalardan birisini yapmış olan A.Rıza Önderin 1950’lerdeki serzenişine kulak verelim. …‘Çevresinde doğduğum, gölgesinde büyüdüğüm Erciyes Dağının da bir veya birkaç efsanesi bulunması gerekeceğini ötedenberi düşünür dururdum.fakat ne halk ağzında ne de okuduğum eserlerde buna ait etraflı bir bilgiye rastlayamadım…Kemalettin Karamete,İsmin müştekatında esatirde güneşten daha ziyade koştuğunu öğündüğünden dolayı dişi geyik haline ifrağ edilmiş bir peri ile alakası olan ve asıl ismi de Akdağ manasına gelir… dedikten sonra şöyle devam eder: Öte yandan Kayseride (Nuh) ve (Nuh Mehmet) adının çokluğu kafama takılmıştı.Bu bizi Hz.nuh’a Tufan’a ve Yüce Dağların tepesine çarparak dolaşan ilk gemiye kadar götürür.Bekir Mısırlıoğlu hemşehrimizin anlattığına göre halk arasında Nuhun Gemisinin Erciyese takıldığı ve Hz.Nuh’un bu dağa hitaben ‘Başından karın üstünden dumanın eksik olmasın’diye bedduada bulunduğu söylenirmiş.’Bu bizim için önemli bir ipucudur ancak anlamadan araştırmadan dinlemeden yazmağa elim varmadı. Der, demesine amma o günden bu güne derli toplu bir çalışma da yapılmamıştır ne yazık ki ve Erciyes Efsaneleri kaybolmak üzeredir. Bu kadar sözün üzerine Derlediğimiz Bir Erciyes Efsanesine geçelim. CİŞ HATUNUN SANDUKASI Erciyes Eteklerinde yaşayan Ercişler Kabilesi Beyinin Kızı Ciş Hatun çok güzel bir genç kız, Bey kızı. Günlerden bir gün dağın eteklerine çok uzak diyarlardan bir eryiğit gelir.Ciş Hatunu görür ve görür görmez aşık olur.Babasından istemeye karar verir.Kökleri olan Horasan uluları Alp’ler ile Begden kızı isterler.Beg delikanlıyı mertliğini dürüstlüğünü beğenir ancak bir şartı vardır onu yerine getirirse kızını verecektir.Bulundukları dağın zirvesinde yaşayan ve ateş üfleyen bir ejder vardır.Bunu öldürmesi yok etmesi kaydıyla kızını verebileceğini söyler.Bu arada Ciş Hatunun da yüreğine aşk ateşi düşmüştür. Delikanlı Ciş Hatunu almak için getirdiği hediyeleri bir sanduka ile konağa takdim eder ve bu şartı kabul ettiğini bildirir.Ancak Ciş Hatun oraya çıkanın geri gelmediğini Alev üfleyen Dağ tarafından yakıldığını bilmektedir. ‘Eryiğit’e’Sakın zirveye çıkma, çıkarsan O ateşte yanarsın’ diye yalvarır.Ancak delikanlı dinlemez her şeyi göze alarak Ciş Hatunla evlenmeyi böylece hak edeceğini söyler ve yola koyulur. Ardından da Çiş Hatun Eryiğitin getirdiği Sandukayı içindeki hediyeleri ve Nalınları alarak onun peşine düşer.Bu günkü yanık Dağ denilen yerde onu yakalar ve tekrar yalvarır, ancak razı edemez.Bunun üzerine Sandukayı içindekileri ve Nalisini Yanık dağda bir mağaraya bırakırlar Ciş Hatun gelinlik elbisesini giyer ve birlikte yola koyulurlar. Zirveye yaklaştıklarında alevler birdenbire alazlanır ve üzerlerine gelmeye başlar .Eryiğit hemen atılır ve Alev Canavarı onu bir anda yutar. Ciş Hatun arkada duvağı ve beyaz giysileriyle yetişir yiğidini kurtarmaya çalışır. Bu esnada onun da ayağı dağın alevinin içine doğru kaymaya başlar. Aşağı doğru ayağı kayarken gelinliğin duvağı dağın üzerinde kalır ve beyaz bir örtü olur.Ciş Hatun da Dağın içerisinde (zirvede ) kaybolur.Alev Dağı Onu da yutmuştur.

 

<object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11CF-96B8-444553540000" id="obj1" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" border="0" width="200" height="90"> <object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11CF-96B8-444553540000" id="obj1" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" border="0" width="200" height="90"> Posta Seri İlanlar E Seri İlanlar <object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11CF-96B8-444553540000" id="obj1" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" border="0" width="200" height="90">